30 Eylül 2010 Perşembe

HACCI ERTELEYEREK ZAMANLA KUMAR OYNAMAYALIM

Türk halkı çoğu şeye gelenek ve göreneklerini karıştırdığı gibi farz olan Hac görevine de bunları karıştırmaktadır. Bizim toplumuzda ne yazık ki  hac konusu farklı işlenmektedir. Belki niyetler iyi, herkes hacca gitmek istiyor, ancak gidiş tarzındaki bazı gelişmeler insanın kafasını karıştırıyor.

Türk toplumu olarak hacca o kadar değer veriyoruz ki hayatımızdaki bütün işleri yapıp en sonunda hacca gitmeyi istiyoruz. Örneğin tüm çocuklar evlensin, evimizi arabamızı alalım, emekli olalım vs..Sanki bir yıllığına gideceğiz ve bir ev parası vereceğiz. Hangimiz evimiz, arabamız ve yurt dışı için harcadığımız paranın çok az kısmını harcayarak hacca gidemeyiz..Ama kafamızda hac belli yaşta, her işimizi halledelim öyle gideriz fikri olduğu için bu görevi hep sonraya atıyoruz. Sanki yaşama garantimiz var gibi. Böyle düşünerek büyük bir kumar da oynuyoruz..Acaba ömrümüz yeter mi?


İkinci bir sebep  ise şeytanla işbirliği yaptığımız için. Ne mi?


Toplumumuzda genel bir söylenti; hacdan gelen insan, küfür edemez, içki içemez, kumar oynayamaz yani çoğu şeyi yapamaz. Şunu düşünmüyor ki müslüman zaten bu yanlış işleri yapmaması gerekli. Fakat belkide işin kolayına kaçıp işleyeceğimiz günahları işleyelim keyfimizi alalım, zaten hacdan dönünce arabanın kilometresini sıfırlar gibi sıfırlarız.  İşte bu düşünceler  gençken, sağlıklı bir yaşta hacca gitmekten bizi alıkoymaktadır. Bu da hayatımızın kumarıdır.  Zaten haccın farzını yerine getirmenin dışında en önemli şey olan manevi anlamda yenilenip hayatımıza çeki düzen verme şansını kaybetmiş olmaktayız. Çevremde hacdan dönen çoğu kimsede bir takım değişiklikler gördüm. Daha sakin, sabırlı, ibadetini daha iyi yapan, etrafına karşı  sorumlu, alçak gönüllü  akrabasını ve eş dostunun zor şartlarında yanında olmak isteyen, helal
ve haramı daha iyi kavrayan ve benzeri güzel huylarda gelişmeler olmuş. Hacca giden insan bu manevi ortamdan tabii ki etkileniyor, peygamberimizi ve nice mübarek zatları ziyaret ediyor. Allahın evine konuk oluyor. Kendi ile başbaşa kalıp muhasebesini ve geleceğini düşünüyor. Resmen terapi oluyor ve yenileniyor. İnsan olduğunu idrak ediyor ve yeniden doğuyor. Bu güzelliklerin keşfi için emekliliği beklemeye ne lüzüm var. Belki yakın zamanda hac başvuruları olacaktır.  Çıkma şansı olmasa bir kaç yıl bekleme sırası olsa da biz niyetimizi koyalım bence. Bu niyet bile inanıyorum bizlere çok kapı açacaktır. Bu arada bazılarının dediklerine aldanmayalım '' Arabistana bu kadar para gömmeye ne lüzum var, ülkede bir çok fakir var''..Kusura bakmasınlar ama en çok bunu diyenler yurt dışına bir Eyfel kulesini görmeye gidenlerdir. Verilen paranın bir kısmı THY ye, bir kısmı Diyanet İşlerine ancak belli bir bölümü yeme ve konaklamak için Arabistanda ki otellere veriliyor. İnsan anne, baba ve diğer yakınlarının mezarlarına ya da sağlarsa yanlarına kilometrelerce mesafelere gidiyorlarsa, Allah'ın davet ettiği görev üzere ve onun evine misafirliğe niye gitmesin. Resulullah Efendimizin  ve sahabelerin kabirlerini ziyaret etmesin..Ve de bu ziyaretlerin insanı arındırmasına rağmen..
Söylenecek çok şey var, her şey niyetle alkalı..Niyet ederek hac olayını zaman geçmeden yapalım, hem bu dünyamızıda bir an önce düzene sokalım..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder