28 Eylül 2010 Salı

TRAFİK KURALLARINA MI UYALIM; KOMEDİSİNİ Mİ OYNAYALIM

Hepimiz ister kendi aracımız, ister taksi, isterse toplu taşım ve de yaya olarak günün belli saatlerinde trafik karmaşası içinde buluruz kendimizi. Bu süreçte trafikte neler neler yaşamak mümkündür hayal bile edemeyiz çoğu zaman belki..

Dolmuş bekleriz, işimiz aceledir, biri geçer, diğeri derken sağolsun lütfeder diğer bir dolmuş şoförü 30 m ilerde durur ani bir frenle. Öyle bir koşarız ki, sanki hayatımızın fırsatını yakalamış gibi, atarız kendimizi dolmuşa tabii ki sıkış sıkışa, biraz homurdanmalar baş göstersede binmişizdir. Aslında sizden bir önce binen de sizin durumunuzdadır.Bindik çok şükür nerdeyse dolmuşçuyu öpesimiz gelir, bizi aldı diye..Zaman ilerler derken trafik kontrolünü gören dolmuşçu, kesin yapılması gereken bir hareket gibi arkadaşlar çökebilirmiyiz diye seslenir. Sanki çalışılmış bir hareket gibi hep birlikte çökeriz, öğretmeni, mühendisi, öğrencisi vs...Taaki şoför; arkadaşlar kalkabiliriz teşekkürler diyene kadar. Bizde iyiliksever ruhumuzla bir daha ki trafik kontrolüne kadar rahatlamış oluruz.. Bu dolmuşta bir turist olsa sizce bize neder? Olayı çözmüşse bence şunu der, suç şebekesi dedikleri olsa olsa bu der.. Çık bakalım çıkabilirsen işin içinden..


Yolda aracınızla ilerlerken ilerde bir oto ve bir dolmuş kazaya karışmıştır. Kaza önemsiz bir maddi hasar kazası gibi görünse de prestij açısından şoförlüğü sarsacak niteliktedir ki heralde, iki araç şöförü birbirini kıyafetlerini düzeltme çabasındadır. Tam böyle düşünürken, bir bakarsınız dolmuşçu arkadaşının tartışmada olduğunu gören diğer dolmuş şoförleri hiç düşünmeden atılırlar ortama, tabiyki yumrukları oto araç şoförünedir. Kim haklı, kim haksız demeden arkadaşlarına iyilik etmenin gurunu paylaşmak üzere 3-5 tanesi oto şoförüne saldıracaklardır..Belki oto sürücüsü kardeşleri bile olsa bu gerçek değişmeyecektir ve zafer meslektaş dayanışmasının olacaktır. Trafikte bu adaletsizliği düzeltmek için, bir daha böyle bir dolmuşçu-oto, taksici-oto tartışması görüldüğünde tüm özel araç şöförleri hemen levyeleri alıp aşağı inmeleridir. Burada ki arabadan iniş hareketin, en karizmatik olanının el frenini çekerek olduğunu da unutmayalım.

Son zamanların modası ilk yardım..Allah korusun sokakta karşıdan karşıya sorumsuzca geçen bir yayaya yine bir okadar yolun kralıyım diyen bir araç şöförü çarpmıştır. Neyse şoför dahil hepimizin iyi niyetimize diyecek yoktur, hemen yaralıya her şekil yardımı deneriz. Hatta biraz sesi fazla çıkan, otoriter esnaf veya muhitten biri varsa yan çevir, bunu yap der, diğerleri de o ara kafalarındaki yardım şeklini uygular, ve bir uğraşma devam eder. Sağolsun ambülans hep geç gelir, bu gelenek halini almıştır...Bu esnada muhakkak polis memuru ambulanstan önce gelir, en azından bir nebze yaptıkları ortalığı idare etmektir..Madem bütün kazalarda polis memuru daha önce orada oluyor, o zaman bir önerim var. Bütün polis memurları ilk yardım bilmeli, öyle değilmi..Çünkü onlarda bir devlet memuru ve en azından sağlık görevlileri gelene kadar ki zamanda (en önemli zaman) yaralıya müdahaleyi onlar yapmalıdır...

Tartışılması gereken diğer bir konu daha çok, uzun yollarda gerçekleşiyor. Ehliyeti yeni aldığım zamanlarda yeni yeni şehir dışına çıkmaya başlamıştım. Karşıdan bir kişi elini yumruk gibi bir şey yaptı öncelerde önemsememe rağmen bu hareketi bir kaç kişi yapınca daha da tuhaf gelmişti. Sonradan tabii ki olayı kavradım. Meğer bu radar var anlamında imiş. Bizim toplum gerçekten yardımsever, karşısındakini uyarıyor radar var diye ve öyle bir yardımlaşma hazzı alıyor ki anlatılması mümkün değil. Radar var uyarısı ile ne yapıyoruz, trafik polisini, devletimi cezalandırıyor, hızdan dolayı kaza yapanları mı ödüllendiriyoruz düşünmek lazım...

Trafik kurallarına uyalım, uymayanları uyduralım..
Tabii ki uymayanları uyaralım........

1 yorum:

  1. babacığım trafikte seni en çok kızdıra tedbirsizlik ön koltuğa bebek oturtulması yahut araba koltuğuna bağlanmadan seyahat eden çocuklar değil mi?? bunlara değinmemişsin yazında..yine ambulanslara yol verme konusunda da çok hassassındır..

    YanıtlaSil