12 Ekim 2010 Salı

GERÇEK ÜÇ HATIRA

İstanbulda Prof olan hocamız  bir gün Ankaraya geliyor ve Dikmende bir adrese gitmek için dolmuşa biniyor. Dolmuş kalabalık olduğu için ayakta seyahat etmesi gerekiyor. Neyse bu arada bir kaç kişi dolmuşçuya para uzatırken bir keklik alırmısın,iki keklik uzatırmısın gibi terimleri kullanırken hocada bir keklik diye parasını uzatıyor. Neyse artık dolmuş son duraklara doğru ilerken  yolcu sayısı azalıyor ve koltukların çoğu boşalıyor. Bu arada dolmuş şoförü aynaya bakıp, oturabilirsiniz diye hocayı uyarıyor. Hoca yok yok ben Keklik,şoför tekrar beyfendi oturabilirsiniz diye ikaz ediyor.
 Hoca ise ayakta oldukları için yolculardan ördek misali burada da keklik olarak az ücret alındığını bu sebeple oturmaması gerektiğini düşündüğü için; Hoca yok ben keklik, ben keklik diyor. Bu arada şoför gülmekten kendini alamıyor, 15-20 saniye gülme krizine giriyor. İşin aslını hoca sonra anlıyor. Keklik olarak para uzatanlar Dikmen-Keklikpınarı kastetmişler . Bu enstantane olaya hoca sonra çok gülüyor ve arkadaşlarımıza anlatıyor.  
Bir değişik olay Ankara Antares karşısı spor yapılan koşu parkında meydana geliyor. Koşu yapan bir akadaşım bu olayı bana anlattı. Şahinin biri direksiyon hakimiyetini kaybederek kaldırıma çıkıyor. Allah muhafaza biraz daha zorlasa yürüyüş yapanlara çarpacak neyseki son anda araba duruyor. O esnada alkollü olan şoförün yanında küçük oğlu da var..Çocukta ağlıyor o ara. Neyse araç kaldırıma çıkınca herkes şoföre yüklenecekken, şoför; yok yok bir şey yok,beni itinde ben gideyim. Millet o ara iyice homurdanıyor tabi. O kendinden bir haber ya bi şey yok hadi beni itin de ben gidiyim diyor..

Akşam İngilizce kursundan çıktım Ankara Kzılaydan Yenimahalle semtine gitmek için her zaman olduğu gibi Yenimahalle 202 hat mavi otobüsüne bindim. Çokda kalabalık değil ve akşam saatleri olduğu için önlerde bir koltuğa oturdum. Tam Maltepe civarına gelince şoför durdu ve duraktaki yaşlı kadına teyze gel gel sen bizim yolcumuzsun diye konuştu. Yaşlı kadın (80 civarı) otobüse bakarken muavin ve şoför  tekrar ısrar ettiler ve sonra kadın bindi. Neyse Yenimahalleye geldiğinde yaşlı kadın indi. Artık otobüs baya boşalmıştı o ara muavinde şoförün yanına geldi. Kulak misafiri oldum konuşmalarına ; Ya bu teyze böyle her hafta sonu süslenip  çantası kolunda, prensip halinde gezmeye çıkıyor  kendi başına  da gezip geliyor diyorlar bir yandan da gülüyorlardı.. Şoförün gel gel teyze bu arabaya bineceksin, sen bizim yolcumuzsun demesi hala beni gülümsetir.

1 yorum: