2 Kasım 2010 Salı

GÜLMEK GÜZELDİR HELE ÇOCUKKEN

Etrafımıza dikkatle baktığımızda özellikle çocukların neşe içinde bir yandan diğer yana durmak bilmeden koştuklarını, birbiri ile oynarken çevrelerinde neler olup  biter  farkına varmadıklarını hepimiz görmekteyiz. Çocukların düşmedikleri, bir yerlerinin rahatsız olmadıkları anlar hariç devamlı gülümsedikleri ve güldüklerini görebilmekteyiz. Gerçekten
çocukluk bir başkadır. Dert, tasa olmadan sorumluluktan uzak  sadece bir topun arkasından koşabilmenin keyifini yaşamaktır çocukluk.
   Bizde çocukken çok güldük.
  Oyun oynarken, arkadaşımıza şaka yaparken, televizyon izlerken ve diğer pek çok zaman
Ancak oyunlar dışında gülmek için heyacanla beklenilen başka zaman ve mekanlar  bizim çocukluğumuzun en keyifli  anları idi. Bunların başında  teravih namazları gelirdi. Genelde mahallenin çocukları ramazan akşamları cami önlerinde teravihi bekler, camiye doluşurdu. İmamla beraber namaza başlandığında kıkırdamalar başlar, bu kıkırdamalar salgın hastalık gibi ilerleyen saniyelerde diğer çocuklara bulaşırdı. Hatta bazı aşırı yaramaz çocuklar, camide biraz daha ciddi durmaya çalışan arkadaşlarını değişik hareketlerle güldürmeyi başarır, yaşlı amcalardan yenilen fırçalar daha da gülmeye zorlatırdı. Yani camiye gelirken bu akşam neler yaşanacak onun hazzı ile dolunurdu.
Diğer mekan günün büyük bir vaktinin geçtiği okullardı.  Arkadaşlarının arkalarına takılan kuyruklar, defterin, kitabın üstüne oturmak, silgi atmak bir öğrenci için her zaman komedi malzemesi olabilecek durumlardı. Ama en gıcık gülme krizleri ise özellikle okuma yapılan Türkçe derslerinde meydana gelirdi.  Öğretmen bir arkadaşa bir parçayı okumasını söyler, arkadaş heyacanla okumaya başlar belli bir süre sonra bir iki yandaki arkadaşlar  okumayı yapan arkadaşlarına saçma sapan bir şeyler söyleyerek onu gülmeye zorlar,  bu esnada okuyan arkadaş bir yandan konsantre olmaya zorlar  kendini, ancak arkadaşlarının tuhaf cümlelerine dayanamayarak  güler hafifçe. Hoca ne oluyor orada diye seslenir. Şey hocam falan(tabiyki satma yoktur da arkadaşı, ceza ilerde bir şekilde verilecektir okul kurallarına göre) ve okuma biter kanter içinde..Bu gibi gülümsemek için okulda malzeme çoktur  her an gülmek ve ya güldürmekle meşgulsünüzdür.
Aslında bu gülmeler hiç bitmez..Zaten bitmesinde. Ama burada size anlatmak istediğim bu gülme krizlerine  çözüm olarak  babamın bir öğüdü vardı küçükken..Şayet sınıfta gülmen tutarsa iki baş parmağını yan yana koy hangisi büyük diye düşün. Gerçekten o zamanlar bunu denedim gülme krizine girildiğinde çok faydasını gördüm. Bilmiyorum neden , belkide o an saçma olmasına karşın ciddi bir şekilde hangi parmak büyük diye düşünürken gülmeni unutuyorsun, o arada da kendine geliyorsun. Bir vesile ile bu anı aklıma geldi geçenlerde. Hem geçmişe bir gideyim dedim, okul günlerini  gözden geçirdim böylece. Şu an ise okulda yaptığım ‘’hangi parmak büyük  mevzusu’’ aksine beni çok ama çok gülümsetmekte..Bu vesile ile  Öğretmen  arkadaşlarım Zafer  ve Levent Bey kardeşlerime de selamlarımı yolluyorum. Her zaman gülümsemek ve gülümsetmek dileklerimle

3 yorum:

  1. çok güzel ifade etmişsin canım..rabbim gülmekten ayırmasın cümlemizi..

    YanıtlaSil
  2. ayrıca bende baktım başparmaklarımın boyu aynı ama sağ başparmağım daha şişman:))

    YanıtlaSil
  3. çocukken çok gülmedim, çok güldürdüm. şu parmak olayı. çok komikmiş ya :)

    YanıtlaSil