18 Ocak 2011 Salı

KASABA KAHVESİ MUHABBETİ, KATAMADIK ÇAYA ŞEKERİ

Arif ne işin var bu saatte? Vay Hamdi abi, eyvallah nasılsın abi. Sağol Hamdi de, hayırdır buralardasın, niye işte değilsin? İşi bileceksin işe gitmeyeceksin abi. Ulan Hamdi işin gücün çalım atmak senin de. Bak abiciğim yanıma yeni bir arkadaş verdiler, soğolsun eleman  ikimizin yerine de çalışıyor. Senin anlayacağın salla başı al maaşı. İyi de be oğlum patronun uyanırsa, abi o zaman salağa yatacaksın.One be Arif. Yani haberi yok, anlayamamak gibi bir şey. Bak Arif, cin olmadan adam çarpmaya başladın bu böyle gitmez ki be bilader. Abi ip inceldiği yerden kopsun, üstüme çok mu geliyorlar o zaman pisikopata bağlarım. Oğlum kafanda tahta eksik mi kuzum senin? Olsun abi gittiği yere kadar. Ulan Arif senin kadar tembelini görmedim. Ha gerçi uyanık Selimi de yabana atmayım.
Bizim Selim mi abi. Evet evet kaşı gözü bir oynayan Selim var ya. Adamın hayatı salla gitsin, hep birilerinin üstüne işi yıkıp gezmek, tozmak. Doğru söylüyosun be abi, ona kalsa bir işi yapamazsa sonunda ''yok be abi gavur yapıyo'' deyip işin içinden sıyrılıyo. Bu arada gelene bak. Kim geliyor abi? Kabadayı Haydar geliyo oğlum baksana, aman abi uzak duralım. Adam evde hanımdan fırça yiyor acısını kahvedekilerden çıkarıyo. Doğru söylüyon be Arif. Hamdi abi uzasam mı acaba? Ulan, selam vermezsen Haydar seni üç beş metre uzatır zaten. Beyler Selamün Aleyküm. Ve Aleyküm Selam Haydar abi. Nasılsın Haydar abi? Kötüyüm desem ne yapacan lan Arif, seninki de laf mı? Aman abi kızma be abi. Arif sen bekardın demi koçum, evet abi. Hep bekar kal da bizim çektiğimizi bu karı milletinden çekme be koçum. Sen nasıl uygun görürsen be abi. Lan oğlum uygunu falan yok, hem bunlar kaşık düşmanı, hem akşama kadar lak lak, bi de demez mi, bana çiçek niye almıyon diye. İşte o an cinlerim tepeme çıktı, bana çiçek ha, Haydar elinde çiçekle eve gelecek. Kıyamet koparlan Arif, kıyamet lan. Haklısın abi. Haklıyım tabi. Rıfkı, duymuyormusun Rıfkı?. Rıfkı titreye titreye, emret Haydar Abi. Çay kap gel bana, demli tavşan kanı olsun. Tabi abi. Rıfkı koşarken ayağı yerden kesildi yere kapandı o heyacanla. Kaldırın lan çocuğu. Bir anda Rıfkı havada. Haydar bu sefer Hamdiye, senden naber Hamdiciğim. Ne olsun be dostum, aynı tas aynı hamam. Hamdi ya, bizim Hergele Kenanı gördün mü? Yok be Haydar ne oldu ki? Ne olacak yine hergelelik yapmış, aşağı kasabanın kızlarına laf atmış. Emin misin Haydar? Haydarım be koçum Haydar. Bu Kenan'ın hiç mi kafası dank etmeyecek. El attığı her iş kördüğüm oluyor. Hamdi kaş hareketi ile,  Kenan geliyor. Kenan sırıtarak; Abiler gününüz benle, çaylarınız demle dolu olsun, havanız kuzeyden, eliniz verenden olsun. Haydar hafif doğrularak, Bire densiz herif bu ne ukalalık. Aman Haydar abim, elini öpeyim ne ettik, kusur mu işledik. Bak be Kenan mahallenin ağzında iti kopuk olarak konuşuluyosun, sağa sola salyalananıyosun, bir de ne suçum var diyosun. Alırım façanı. Aman be Haydar abi yeminlen yalan, iftira, kıskanıyorlar. Ne diyosun birde cevap veriyosun ha. Hamdi, Haydar'ın omuzuna hafifçe bastırarak dostum bırak bu zırdeliyi, bozma havanı. Hamdi biraz sakinleşerek; Neyse getir taşları Arif, Hamdiciğim okeye varız dimi? Olur be Haydar. Kenan pis pis gülerek, dördüncü lazım mı Haydar abi. Haydar sinirle hadi lan seni de adam yerine koyalım bakalım. Lan Rıfkı çaylar nerde kaldı lannnnn..O gür sese Rıfkı dayanabilir mi? Şangırt, çaylar Haydar'ın kafaya. Yandım lan, yandım hepinizi yakacağım lan. Lan Rıfkı nerdesin lan. Rıfkı tabanları yağlıyorum derken o ara bir kaç kişiye çarpar. O kişilerden biri de, lan veled ayı mı kovalıyo? diyerek hayatının hatasını yapıyor, Haydar ona doğru tokadı basıyor. Ya hem de yanmış ayı. Ve kahve karışıyo birden bire..Ne demişler gönül ne çay ister ne çayhane, gönül muhabbet ister çay bahane.

Çayınızı içerken beni hatırlayın dostlar.
Yazan Can İstanbullu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder