28 Ocak 2011 Cuma

SAFRANBOLU'LU YANNİS VE MEHMET USTALARIN DOSTLUK ÖYKÜSÜ

Safranbolu bilindiği üzere, Dünya Miras Listesine adını yazdırmış, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olmuş şirin bir Osmanlı kentidir. Özellikle eski evler, camiler, kiliseler, hanlar, ve de bir çok kültür değeri ile hala kendini korumaya devam etmektedir. Kısaca, tarihin tozlu kaldırımlarını yaşatan bir kültür kentidir.





TABAĞ AHMET BEY KONAĞI SAFRANBOLU
 Bu kadar tarihi mekanının bozulmadan günümüze kadar uzaması vede bu mekanlarda yaşanan bir geçmişin tüm dünyaya örnek olması herkesi meraklandırmaktadır. Yıllardır bu ahenkte yaşamın sürmesi ve bu tarihi dokunun bozulmaması gizemlidir. Tarihi değerlerin günümüze kadar ulaşmasını, sadece çevresel başarı ve tasarımcılık olarak düşünenler bilmeliler ki Safranbolu, aşağıdaki öykü gibi ve diğerlerinde geçen gerçek yaşam hoşgörüsü sayesinde Safranbolu olmuştur.

Yannis        Selam  Mehmet hayırlı işlerin olsun bre.
Mehmet      Günaydın dostum Yannis,  günün hayrolsun.
Yannis        Sağol be Memedim, eh dükkanı açtık yine bugün müşteri gelirse günümüz daha da güzel olacak.
Mehmet      Hayırlısı be Yannis, hayırlısı.
Yannis        Ne demek hayırlısı, anlamıyorum  bu kadar sakin olmanı, müşteri gelmezse neresi hayır?
Mehmet      Öyle olsun Yannis, gel bir şerbetimi iç, iki  laflayalım.
Yannis        Olur be Memedim.

Yannis, Safranbolu'da yaşayan diğer Rumlardan yalnızca birisidir. Eşi ve iki çocuğu ile, huzurun ve kardeşliğin hakim olduğu bu güzelim topraklarda mutluydu. O ayakkabıcılık yapardı. Kendisi çok iyi bir usta olup, dürüst ve iyilikseverdi. Esnaf komşuları tarafından hem takdir edilir, hem de sevilirdi, en çok da Mehmet Usta tarafından. Mehmet Usta da demirci esnafındandı, o da Yannis gibi  sevilir ve sayılırdı.
Mehmet ve Yannis ustalar  dükkan komşusu olup, evleri de  uzak sayılmazdı. Mehmet usta Rum komşusunu diğer arkadaşlarından ayrı tutmaz, hatta çoğu zaman daha çok kollamaya çalışırdı. Osmanlıda sükunet  hakim olup kimse kimsenin dinine, işine, namusuna karışmazdı. Herkes özgürce yaşama hakkına sahipti. Yannis de pazarları kilisesine giderdi. Şehir sessiz, insanlar birbirine saygılı, mekanlar temiz, yani düşünülmesi imkansız bir nizam vardı Safranboluda. Kavga, gürültü sesi duymak ne mümkündü. Camiye gidecek esnaf, kapısını bile kilitleme teşebbüsünde bulunmazdı. İnsanların hoşgörüsü mükemmeldi.

Yannis     Ya dostum bu ne müthiş şerbet, ya sen beni dükkanından çıkarmayacaksın bu gidişle.
Mehmet   Başımın üstüne Yannis, her zaman dükkanım, evim başımın üstüne.
Yannis     Çok teşekkür ederim Memedim, ben dükkana geçiyim yapacak işlerim var.
Mehmet   Tamam Yannis, her zaman beklerim, bir müşgülün olursa ilk önce bana gel, kırılırım gelmezsen.
Yannis     Tamam be Memedim

Yannis dükkana geçti. Üç beş dakika kafasını koltuğuna dayadı, kardeşlerini, anne ve babasını düşündü gözleri buğulandı bir süre. Ancak Mehmet'in varlığını hatırlayınca kendine geldi. Mehmet cömert, çalışkan, namuslu ve çok iyi bir dosttu. Müslümanlığı da çok iyi yaşıyordu, kimsenin hakkına girmez, kazık atmaz, namazını kılar ve de kalp kırmazdı. Mehmet sayesinde müslümanlığı bile araştırmaya başlamıştı.
Yannis ve Mehmet  öğlen yemeklerini de birbirleriyle paylaşıyorlardı. Birbirlerine danışıyorlar, sırlarını açıyorlar, maddi destekte bulunuyorlardı.
Günler böyle geliyor ve geçiyordu.
Yine bir gün sohbet ediyorlardı karşılıklı,

Mehmet    Ya Yannis be, şu müslümanlığı kabul etsen de  birde din kardeşi olsak, daha güzel olmaz mı?
Yannis       Biz kardeş sayılırız ''Esprili bir şekilde'', hem Müslümanlıkta zorlama yoktur değilmi Mehmet?
Mehmet     Tabiki yoktur haklısın.
Yannis       İşlerin nasıl Mehmet, sen ondan bahset bakayım.
Mehmet     Şükür de, bir oğlan çocuk yok ki bizden sonra burayı işletecek. Allahım bana bir erkek çocuk  
versen, ismini Hasan koysam.
Yannis       Niye Hasan ?
Mehmet     Bilmem, Hasan ismini nedense  seviyorum. Hayırlısı Yannis....

Bu arada Mehmet ve Yannis'in eşleri ve çocukları da birbirlerine bağlanmışlardı. Evler de bir ihtiyaç olursa, birbirlerinden temin ediliyordu. Bu dostluk onlar için herşeyden önemli idi. Sevgi ve hoşgörünün hakim olduğu bu kentte, insanlar farklı dinden de olsalar birbirlerine sahip çıkmayı öğrenmişlerdi. Peygamberimizin komşusu açken tok yatan bizden değildir sözü burada kanun niteliğinde idi. Yannis  farklı dinden olan bu insanların iyi niyetli ve adil olmalarını gerçekten takdir ediyordu. Farkında olmadan, müslümanca yaşamaya bile başlamıştı.
         O günlerde komşu kasabada bazı demir işleri için Mehmet ustaya  ihtiyaç duyulmuştu. O da birkaç günlüğüne kasabadan ayrılmıştı. Ailesini de Yannis'e emanet bırakmıştı.Yannis her sabahki gibi dükkana gitmişti. Belli bir süredir İslamiyeti düşünmekte idi, buna Mehmet efendinin yaşantısı ve aile düzeni de tesir etmişti. O gün akşama kadar bu düşünceleri kurdu kafasında. Akşam oldu, hemen odasına çekildi, ailesi ile de fazla ilgilenmedi. O gece çok düşündü taşındı, ve uykuya yenik düştü. Sabah ezan sesi ile uyanmıştı, aslında hep duyduğu ses, ancak bu sefer başka yankılanmıştı kulaklarında. Tekrar uyudu ve birkaç saat sonra kalktı ve dükkanına gitti. Artık müslüman olmaya karar vermişti. Etrafta okadar müslüman vardı ve bunların hiçbiri ona ve ailesine zarar vermemişti. Bu onun için çok önemliydi. Safranbolu'nun yetkili din adamına gitti ve fikrini onla paylaştı.Ve o artık kelimeyi şahadet getirmişti. Evet o müslümandı artık. Bu arada da Mehmet'e müjdeyi vereceği anı sabırsızlıkla bekliyordu.

              Ertesi gün, Yannis  dükkanı açtı bismillah diyerek. Bir iki saat sonra kalbinde bir ağrı hissetti bir anlamda zorlanıyordu sanki, yere yığıldı, etraftaki esnaflar koşmuştu. Ancak çok geçti ve Yannis ölmüştü. Acı haber ailesine ulaşmıştı. Birkaç saat sonra Mehmet de kasabaya dönmüştü, mahallledeki kalabalığı görünce bir anlam verememişti. Taki Yannis'in çocuklarını görene dek. Mehmet amca, babam öldü, diye haykırıyorlardı çocuklar. Mehmet inanamadı, ne diyorsunuz? Bağırdı bir anda gözyaşları sel oldu o anda. Çöktü dizlerinin üstüne, bitmişti herşey. O dostluk, filim şeridi gibi geçti gözlerinin önünden. Bir anda aklına geldi o müslüman olmamıştı. Mehmet'in üzüntüsü bir kat daha artmıştı. Kafasına vurdu, yazık Mehmet, yazık, bir adamı doğru yola götüremedin.  Mehmet arkadaşı için son görevi yapmak üzere kiliseye gitti. Kimseyi bulamadı. Tekrar mahalleye döndü. O esnada kasabanın  üst düzey din adamı Abdullah bey geldi.

Abdullah   Başınız sağolsun  Mehmet efendi.   
Mehmet    Sağolun efendim.
Abdullah   Mehmet efendi ben de Yannise çok üzüldüm. Gerçekten çok iyi bir insandı.
Mehmet    Efendim biz onla kardeşten öte olmuştuk, şu an öyle üzgünüm ama Allahın emrine boynumuz kıldan ince.
Abdullah   Doğru söylersin Mehmet efendi. Bu arada özellikle ben de defin işleri için bizzat gelmek istedim. Çünkü muhtemelen kimsenin haberi yok, Yannisle alakalı size söyleyeceklerim var.
Mehmet    Hayırdır efendim.
Abdullah   Yannis birkaç gün önce geldi uzun uzun sohbet ettik ve o bana Müslüman olmayı istediğini söyledi ve o gün müslüman oldu. Bak Mehmet efendi, zatı muhterem, Müslüman olarak vefat etti anlayacağın.
Mehmet    Ne diyorsun hocam..Sen ne büyüksün Yarabbim.

Mehmet üzüntüsünü biran olsun sevince bırakmıştı, gözleri nemlenmişti, dostu müslüman olarak vefat etmişti, bundan daha büyük bir müjde varmıydı onun için? Artık defin hazırlıkları tamamlanmış, cenaze namazı kılınıyordu. Abdullah hoca halka seslenerek, Müslüman olma şerefine birkaç gün önce nail olan Yannis kardeşinize haklarınızı helal ediyormusunuz? Herkes helal ediyoruz diye cevap verdi, bu tekrarlandı. Abdullah hoca son olarak  kalabalığa doğru seslendi. Birde müslüman olduktan sonraki adıyla buyrun, Hasan kardeşimize hakkınızı helal ediyormusunuz? Gür bir sesle topluluk helal ediyoruz derken, Mehmet efendi Hasan ismiyle adeta hüngür hüngür ağlayacaktı. Vefalı dost, Hasan ismini onun için koymuştu. Ölmüşlerimizin ruhlarına deysin diyerekten, dost kalmak dileklerimle.
Senaryo-Yazan
CAN İSTANBULLU

3 yorum:

  1. allah katında din islamdır. doğrusu sonu şaşırttı. başta safranbolu tanıtımı sanmıştım. o da gizli tema olsun.

    YanıtlaSil
  2. yaşadığımız coğrafyanın genelinde yaşanmış gerçeklere bir örnek vermişsin memleketinden. 'inanç' akılla-fikirle-bilimle-ilimle izah edilecek bir konu değil. inanırsanız artık o sizin 'iman' ınız olur. Yannis'inki hıristiyan imanı olur, sizinki islam imanı olur. burada hep 'inanç'ını değiştirme ihtiyacı duymayı merak etmişimdir. sanırım tek cevap 'insanlık' olarak karşımıza çıkıyor. insanlığınız ne kadar güçlüyse inancınızda o kadar güçlü oluyor. yannis'te kendi çapında insan memet'de. memet'in insani gücü yannis'in inancini etkilemiş ve tarif edilemez bir şekilde safını değiştirmiştir. soralım şimdi kendimize, 'bugün insanlık hangi saftadır ve saf değiştirme kimden yana değişimi zorlamaktadır?' bunu kendi adınıza cevaplamayın, daha henüz hayatı anlamaya çalışan, insanlığın nerede olduğunu (geçmişte değil-şu anda günümüzde) keşfetmeye çalışan gençlerimiz açısından veriniz.
    taner

    YanıtlaSil