19 Temmuz 2011 Salı

BU SATIRLARI NİYE Mİ KISA KALEMLE YAZDIM?

Yıl 1960lar anadolunun küçük bir köyünde  farklı  yaşlardan öğrencilerin aynı sınıfta  eğitim gördüğü bir dönemde okula adım attım. O zamanın şartlarında yırtık ayakkabı, yamalı pantolan, saç baş dağınık, çekingen ve utangaç bir ruh hali ile sınıfın yani okulun tek öğretmeni Yusuf öğretmenin yanında buldum kendimi.  Yusuf öğretmen beni benden biraz daha büyük bir abinin yanına oturttu adımı ve babamın kim olduğunu sordu.
Adım Hamza öğretmenim babam ..babam geçen yıl öldü öğretmenim derken boğazımdan bu satırlar çok zor çıkmıştı. Yusuf öğretmen kalemini, defterini çıkar bakayım dediği an yerin dibine girdim. Nasıl yok diyebilirim diye uzun uzun yüzüne baktım onun. Yılların usta öğretmeni Yusuf öğretmen tabiyki hemen anladı . Hamza gel bakayım bu defter senin birde benim kullandığım ama şu an artık kısa olan bu iki kalemide sana veriyorum. Ancak kalemlerine dikkat et uçlarını kırma tamam mı diye gülerek bana verdi. Ben o akşam eve anneme giderken müthiş bir sevinçle gitmiştim artık benim de kalemlerim vardı. Okula heyacanla ve sabırsızlıkla gidiyordum. Bir kaç ay sonra hızla okuma ve yazmayı öğrenmiştim. Sağolsun Yusuf hoca kendinin kullandığı kısalan kalemlerini bana veriyordu. Derken ilkokulu bitirdik ve yatılı okul için köy dışına çıkmam gerekti. Yusuf hoca beni anlımdan öperek yolcu etti ve bana artık büyüdün ama sana son defa bir kısa kalem daha veriyorum aman bu kalemi hatıra olarak sakla kaybetme tamam mı Hamza. Tamam hocam diyerek ayrıldık. Zamanın şartları haberleşmek zor, yıllar geçti Yusuf hoca emekli olmuş memleketine gitmiş, görüşemedik bende bu süreçte öğretmen oldum..Daha sonra Yusuf hocayı araştırdım acaba nerededir diye. Öğrendim ki vefat etmiş köyüne gömmüşler onu. Şu an çok üzgünüm. Aklıma bana son verdiği kısa kalem geldi. Hemen dolaplarımı karıştırdım ve onu buldum. Sanki o Yusuf hocanın kokusu ile kapalanmıştı. Gece uyayuyamadım karar verdim bu satırlaraı yazmaya. Ancak bu satırları emanet kısa kalemi ile yazdım gerçi bu yazı hem kalemin ellerinde kaybolmasından hemde hatıraların depreşmesi açısından en zor yazım oldu. Şu an Yusuf hocanın mezarına doğru yola çıkacağım. İnşallah mezarında yine kendisinin öğrettiği fatihaları  okuyup o değerli kısa kalemi de mezar başına toprağa gömeceğim. Bu arada bazen yere atılmış bir kısa kalem  görsem hemen onu alırım temizler bir öğrenciye veririm.
Allah rahmet eylesin Yusuf hoca.
Yazan CAN İSTANBULLU

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder