22 Temmuz 2011 Cuma

İSTANBUL KABADAYISI KARA HAYDAR'IN KARİZMASINI ÇİZEN NİNELER

Yazı Can İstanbullu
Eski istanbul kabadayısı  namı değer  Kara Haydar sayesinde mahallede asayiş berkamaldir. Kara Haydar  omuzunda ceketi, başında kasketi ve devamlı çevirdiği tesbih ile o kaldırım senin bu kaldırım benim saatlerce volta atar durur.  Mahalleden  olmayan yeni bir yüz gördüğünde o kişiyi   başından ayaklarına kadar süzer, yanlış adım atanın  yakasını toplar hatta biraz da tozunu alır. Bu sebeple iti kopuk tabir edilenler özellikle Haydarla hiç karşılaşmak istemezler. 

 Aslında mert ve doğru adamdır, kalbi hassasdır. Haydar haksızlıkları kendi düzeltmek ister, yaşlılara da hürmet sahibi bir adamdır. Ama kabadayılık bulaşmış bir kere olsa gerek , geceleri  nara atar sesinin yankısı ile milleti zaman zaman yatağından hoplatır. Hali ile geceleri geç gelir sabah namazını kılar ve öğlene kadar uyur. Ancak bu aralar takmıştır bir kere kendisini sık sık uyandıran seyyar satıcılara. Hele mahalle de kendinden başka bağırana gıcıktır aynı zamanda.
Haydar bir sabah iyice dellenir ve balkondan bağırmaya başlar
Yeter ulan yeter bıktım bu seyyar satıcılardan,  en başta sabah yola   tezeği yapan sütçünün katırından, tava, tencere gürültüsü yapan bakırcıdan, naylonnnn diye  karı gibi bağıran nalyoncudan, kokusundan bunaldığım haşlanmış mısır satan mısırcıdan, evinde durmayan bohça satan karılardan, geceleri karşılaştığım bozacıdan bıktım Ulannnn, ulannn, ulann. Mahallede o an hiç kimsede çıt yoktur. Haydar içinden oh be diyerek kalabalığı gözleriyle  titreterek tam içeri girerken o sessizlikte bir nine yandaki diğer bir nineye seslenir.. Ayşe bacı  bu devamlı bağıran, sesi fazla çıkan kara oğlan ne satıyor. Aman Fatma bacı, sen bakma bu delinin çok bağırdığına bu akşamları incik, boncuk, tesbih satıyo. Maşallah tesbih satıyo ha, maşallah yavrum..
Senaryo  ve yazan Can İstanbullu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder