6 Eylül 2011 Salı

ALEX'LE PENALTIYI BERABER ATALIM

 Yazan CAN İSTANBULLU
Maçta yapılan bir faul neticesinde hakem penaltı noktasını gösterdiğinde tüm Fenerliler gibi benim de gözüm tabiki Alexte olacaktı. Her mesleğin proföserleri varsa futbolunda  profösörü    bizim gözümüzde Alexdi. Karşı takım futbolcuları, hakemi haklı bulsada  oyun psikolojisi  ile hemen itiraz haklarını kullanmışlardı,  ancak karar hakemin   iki dudağındaki düdükte sonlanmıştı.
Sanki hiç penaltı kullanmayan bir futbolcu edasında hareket ve ciddiyetle o meşin yuvarlığı elleri arasına aldı Alex. Şimdiye kadar  ne topu, ne işini ne de rakip futbolcuları küçümsememişti . Küçük bir öpücük topa kondururken gözleriylede her zaman öpücük gönderdiği hayattaki tek aşkı olan eşine doğru baktı.  Hayat Alex  için öncelikle eşi, çocukları ve de futbol topu idi. Futboldaki istikrarı ve başarısının kaynağında da eşinin büyük katkısı vardı. Her zaman senin yanındayım mesajını veren eşinin  bakışları, Alexin yeteneğinin ve profösyönelliğinin  üstüne örtüştüğünde  o gizemli büyünün olmaması mümkün olamazdı.
Topu sakin ve milimetrik bir şekilde yerleştirdi Alex.  Aslında penaltı atmak onun için çocok oyuncağı idi, ancak işine , rakip kaleciye  ve de sevenlerine saygısı  onu daha dikkatli olmaya sevk ediyordu. Alex bir iki adım geriledi, bütün olgunluğunu ve  zekasını bir kaç saniyede gözden geçirerek atacağı köşeyi ve atması gereken noktayı ve de ruh halini ayarladı. Belkide o kısa anda  inandığı değerler çerçevesinde ona bahşedilen o muhteşem sol ayağın şükrünü gözden geçirdi. Sevdikleri ve sorumlulukarı her şey beyninde yer bulmuştu. Yavaş adımlarla topa geldi ve istediği şekilde istediği noktaya bıraktı topu, kalecinin alkışlamaktan başka yapacağı bir şey yoktu. Golün sevincini yine göz göze geldiği eşiyle, ve arkadaşlarıyla kutladı, tabiki rakip futbolcuları rencide etmeyerekten. Onun sevincinde emeğin ödülü, işini yapmanın mutluluğu, ve de en önemlisi insanların gözünde saygın olabilmek yatıyordu. Taraflı tarafsız herkes, hatta rakip futfolcular bu adama saygı duyulması gerektiğine işte bu an tekrar inanmıştı.
Yazan CAN İSTANBULLU

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder