12 Kasım 2012 Pazartesi

KİM DEMİŞ BÜYÜKŞEHİRDE YAŞAM ZOR DİYE?



Özelliklerde büyükşehirlerde yaşamın  zor olduğuna inanan, çoğu zaman kalabalıkların içinde  beklemenin, sabretmenin hayatı  daha da çekilmez hale geldiğini  düşünenlerdenseniz bence kendinize haksızlık ediyorsunuzdur.

İlla da büyükşehirlerde yaşam zordur diyorsanız kulağınızı bana verin ve beni dinleyin.

Alışveriş merkezleri ve hastaneler gibi asansörün önemli olduğu ortamlarda,  dolu gelme ihtimaline karşın aşağı yukarı demeden hemen binin, bulunduğunuz katta beklemektense bir iki kat fazla gelip gidersiniz.

Hatta  katlarda kapı açıldığında binemeyenlere hafif bir  gülümseme  sizi daha moralize edecektir.

Umumi tuvaletlerde zaman kaybetmemek için sifonu hiç  çekmeden çıkıp gidin. Elinizi kuruladığınız kağıdı  çöpe uzanmadan  havadan atıverin.  Böylece biraz da basket atma zevkini yaşamış olursunuz.

Gün boyu yoruluyorsunuz bir oyana bir buyana koşuyorsunuz, bu tempoda arabanızı niye uzağa parkedeceksiniz ki. Hastane, cami vs önüne ya da hatta yolda park eden araçların yanına ikinci bir şerid oluşturarak aracınızı park ediniz.

Eve gideceksiniz otobüs bekliyorsunuz ve kuyruk uzun belkide o otobüs sizi almayacak. Zekanızı kullanarak çaktırmadan bir kaynak yaparak otobüse atın kendinizi hatta biraz daha başarılıysanız oturma bile oturabilirsiniz.

Diyelim bir işlem için bekleyenlerdensiniz ve görevli sıra kimde diye sorduğunda hemen sıra bende diye atılın genelde itiraz olmaz, diğer kişiler acaba mı derken işinizi halletmiş olursunuz. İşiniz bittiğinde ise saatlerce bekledik bu ne ya diyerek işi sağlama almış olursunuz.

Tamam  bu taktikler fena değil yine monoton, rutin bir şehir ortamı  beni sıkıyor diyorsanız daha farklı reçeteler ekleyebiliriz size. Mesela muzipliklerde yapabilirsiniz.

Butonlu yaya geçidinde sırf muhabbet olsun diye yaya geçiş butonuna basın, hatta  sık sık basın. Keyfinize göre trafiği durdurun, duran araç şoförlerine sırıtarak yavaş yavaş karşıya geçin.

Araçla kırmızıda beklemektesiniz ve önünüzdeki diğer bir araç ışığın biraz daha önünde ve ışığı göremiyor basın arkadan kornayı enayiyi kırmızı ışıkta geçiriverin. Size şehrin merkezinde  yer mi soruldu.
Ciddi bir şekilde  yardımsever tavırla  yanlış yöne gönderin.

Tamamda  bu büyükşehirin  maliyeti yüksek diyorsanız
Alışveriş merkezinde  bazı markalar marketlerde tanıtım için yiyecek dağıtıyorlar, gün  boyu utanmadan  tıkının.

Metro gişelerinden öğrenci bileti kullanarak geçin. Kalabalık dolmuşlarda ücret vermeyin zaten kimse çakmaz.

Kombili eviniz varsa siz yakmayın alt ve üst kattakiler nasılsa yakıyorlardır.
Arabanız yok canınız araç kullanmak istiyorsa araç firmaların deneme  sürüşlerini yapın.

Yani daha fazlasına gerek yok diye düşünüyorum. Büyükşehirde yaşam belkide çok zor değildir değil mi?

Bu arada üst kattaki interneti kapatmadan yazımı yayınlamalı nemelazım?
Yazan Can İstanbullu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder