30 Eylül 2010 Perşembe

HACCI ERTELEYEREK ZAMANLA KUMAR OYNAMAYALIM

Türk halkı çoğu şeye gelenek ve göreneklerini karıştırdığı gibi farz olan Hac görevine de bunları karıştırmaktadır. Bizim toplumuzda ne yazık ki  hac konusu farklı işlenmektedir. Belki niyetler iyi, herkes hacca gitmek istiyor, ancak gidiş tarzındaki bazı gelişmeler insanın kafasını karıştırıyor.

Türk toplumu olarak hacca o kadar değer veriyoruz ki hayatımızdaki bütün işleri yapıp en sonunda hacca gitmeyi istiyoruz. Örneğin tüm çocuklar evlensin, evimizi arabamızı alalım, emekli olalım vs..Sanki bir yıllığına gideceğiz ve bir ev parası vereceğiz. Hangimiz evimiz, arabamız ve yurt dışı için harcadığımız paranın çok az kısmını harcayarak hacca gidemeyiz..Ama kafamızda hac belli yaşta, her işimizi halledelim öyle gideriz fikri olduğu için bu görevi hep sonraya atıyoruz. Sanki yaşama garantimiz var gibi. Böyle düşünerek büyük bir kumar da oynuyoruz..Acaba ömrümüz yeter mi?

29 Eylül 2010 Çarşamba

SİGARA BİZİ BIRAKMADAN BİZ ONU BIRAKALIM

Sigara herkesin  bildiği üzere  sağlığımızı tehdit eden, maddi anlamda bütçemizi zorlayan madde bağımlılığıdır. Her ne kadar uyuşturucuya ve içkiye göre daha hafif görünse de bu hoş olmayan salgın artık Türk toplumunun bir yarası haline gelmiştir.

Ne yazık ki işçisinden  patronuna, öğrencisinden öğretmenine, politikacısından sanatçısına, doktorundan din adamına kadar her meslekten insanın bağımlılığı vardır. Kusura bakmasınlar ama sigara içen insanları anlayamıyorum, böyle basit bir davranışa nasıl mahkum oluyorlar. Allahın bize verdiği vücudu bu şekilde  kötüye kullanmaya kimin hakkı var. Doktor olan insanlar bu illetin zararını herkesden daha fazla biliyorlar peki onlar niye içiyor?

28 Eylül 2010 Salı

TRAFİK KURALLARINA MI UYALIM; KOMEDİSİNİ Mİ OYNAYALIM

Hepimiz ister kendi aracımız, ister taksi, isterse toplu taşım ve de yaya olarak günün belli saatlerinde trafik karmaşası içinde buluruz kendimizi. Bu süreçte trafikte neler neler yaşamak mümkündür hayal bile edemeyiz çoğu zaman belki..

Dolmuş bekleriz, işimiz aceledir, biri geçer, diğeri derken sağolsun lütfeder diğer bir dolmuş şoförü 30 m ilerde durur ani bir frenle. Öyle bir koşarız ki, sanki hayatımızın fırsatını yakalamış gibi, atarız kendimizi dolmuşa tabii ki sıkış sıkışa, biraz homurdanmalar baş göstersede binmişizdir. Aslında sizden bir önce binen de sizin durumunuzdadır.Bindik çok şükür nerdeyse dolmuşçuyu öpesimiz gelir, bizi aldı diye..Zaman ilerler derken trafik kontrolünü gören dolmuşçu, kesin yapılması gereken bir hareket gibi arkadaşlar çökebilirmiyiz diye seslenir. Sanki çalışılmış bir hareket gibi hep birlikte çökeriz, öğretmeni, mühendisi, öğrencisi vs...Taaki şoför; arkadaşlar kalkabiliriz teşekkürler diyene kadar. Bizde iyiliksever ruhumuzla bir daha ki trafik kontrolüne kadar rahatlamış oluruz.. Bu dolmuşta bir turist olsa sizce bize neder? Olayı çözmüşse bence şunu der, suç şebekesi dedikleri olsa olsa bu der.. Çık bakalım çıkabilirsen işin içinden..

26 Eylül 2010 Pazar

AYKUT KOCAMAN FENERİ YAKTI !!!!

Tüm Fenerliler gibi bende Fenerbahçenin şu anki durumuna  çok üzülüyorum. Hele bu sene hem Şampiyonlar liginde, hem de UEFA kupasında ayarımızın çok altındaki takımlara yenilerek kupadan elenmememiz kesinlikle affedilebilir bir şey değil. İnsan kabul edemiyor bir türlü. Hakem hatası şu bu olsa neyse diyeceğiz ancak inanılmaz bir çöküntü ve hüsrana dayalı futbol yüzünden kahroluyoruz. Geçen sene  yalnızca kendini aşma başarısı gösteren Bursasporla başa baş şampiyonluk oynuyorsunuz ve hiç ders almadan bu seneye geliyorsunuz. Avrupa macerasındasınız lige yeni başlıyacaksınız, hala transferlerdeki belirsizlik bu üzücü sonucu getirdi bu camiaya. Fenerbahçe gibi büyük bir kulüp gelen geçenden dayak yiyen şamoroğlan misaline dönüştü ligin başında. Bu sonuçlardan sonra topun ağzındaki tabiyki ilk isim Aykut Kocaman. Bakıldığında evet bütün sorumluluk Aykut Kocamana ait ancak onun dışındaki etkenleri değerlendirirsek daha objektif olabiliriz. Bu değerlendirme ise 4-5 yıl geriye gidilerek yapılmalıdır.

24 Eylül 2010 Cuma

SIFIR ARAÇ ALACAKLAR DİKKAT

Sıfır araç alırken dikkat edilecek hususlar:

İnsanlar niye sıfır araç almak ister, bu bir lüks müdür, gereksiz ve maddi açıdan zarar mıdır?.
Maddi gücünüz yeterli ise , temiz ve sorunsuz bir araya binmek istiyorsanız, kafanızda alacağınız arabadan eminseniz ve de en az 2.5 yıl kullanacaksanız sıfır araç tavsiye edebilirim. İşiniz ve mesleğiniz sanayi ile ilgisiz ve de hatta siz memur, mühendis , doktor kısaca araçtan çok anlamayan bir çalışansanız sıfır araç sizin açınızdan avantajdır. Çünkü Türkiyede 2. El piyasasında güven konusunda bence büyük problemler var. İkinci el araba alıyorsunuz muhtemelen başta kazık yiyorsunuz . Çünkü aracın problemleri, vurukları vs. sonra çıkıyor hele araçtan hiç anlamıyorsanız sanayiden çıkamazsınız . Bu sebeple maddi durum iyi ise sanayi ye vereceğiniz parayı yeni bir araca vererek daha iyi bir alışveriş yaparsınız.

23 Eylül 2010 Perşembe

KARABÜKSPOR

Karabükspor ilçeleri ile beraber yaklaşık 250.000 kişinin yaşadığı Karabük kentinin futbol takımıdır. Bank Asya liginde geçen sene hiç bir şaibeye meyil vermeden  açık ara ligi önde bitiren Karabükspor büyük bir başarı kaydetti. Takım geçen sene her anlamda oturmuş, karşısına gelene 3 atacak düzeye ulaşmış seyirci ve yönetim süper lige çıkmaya inamış bir görüntü sergiledi. İşin güzel tarafı ne hakem, ne başka türlü şeylerden çok takımın oynadığı futbol konuşuldu. Taraflı taraflı herkes bu mütevazi ilin takımını ayakta alkışladı. Çünkü bazı takımlar belediyeleri, diğerleri ise büyük işadamlarını arkasına almış, Karabükspor ise işçi takımı olarak sporda kendine yer bulmuştu.
Lige çıkmayı erken garantiliyen Karabükspor bu zaman avantajını da kullanarak bu sene yerinde, ekonomik çok iyi transferler yaptı. Herkesin kafasındaki soru ise bura Bank Asya ligi değil, bu arenada ne olacaktı?

SAFRANBOLU

 Ankaraya 200 km , İstanbula 380 km mesafe uzaklıktaki SAFRANBOLU bilindiği üzere tarihi evleri, lokumu ve ismini aldığı Safran bitkisi ile meşhur bir kentimizdir.

 Osmanlının bize miras bıraktığı şehirlerden biri olan Safranbolu Türk İslam motiflerini bize sunmakla kalmamış, bu süreçte burada yaşayan gayri müslümlerin anılarını ve birikimlerini de bizimle paylaşmıştır. Safranbolu ; Anadolu insanının tüm hünerlerini ortaya koyduğu, yaşam mücadelesini yansıttığı, kültürlerini nakşettiği, kendi halinde ve hala gizemini koruyan bir şehirdir.

Safranbolunun merkezine ulaştığınızda sizi  onlarca ev ihtişamıyla karşılamaktadır. Sokaklar eski taşlarla süslenmiş, Camiler manevi atmosferin ateşi ile ve aynı zamanda huzur mekanları olarak yerini almıştır. Çok eskilerden kalan bir han olan Cinci Hanı sanki yeni konuklarını beklemektedir. Çarşı merkezdeki arasta dükkanları sizleri uzaklara götürecektir. 

Safranbolu' yu gezmek belki bir gününüzü alacaktır,  ancak ömür boyu hafızanızın  kazınmasına sebep olacaktır..Niye mi?

22 Eylül 2010 Çarşamba

FUTBOL TERÖRÜNDE SUÇLU KİM?

FUTBOL TERÖRÜNDE SUÇLU KİM?
Bu hafta lige damgasına vuran olay Gaziantepspor - Bursaspor  maçının tatil edilmesi;
Başlık olarak bakınca bu olayın sorumlusu  bir kişidir doğrudur da ancak arka planda derine inildiğinde bu sosyal patlamanın bir çok suçlusu görülmektedir. Futbol camiasında kendimce bir kritize yaptım sadece o kişi mi suçlu(yapanı hiç hafife almıyorum yanlış anlaşılmasın). Bu öfke selinde tuzu olanları şöyle bir süzelim isterseniz:

20 Eylül 2010 Pazartesi

HER ŞEY SANAT İÇİN DOĞRU MU?

Türkiyede ki sanatçı, tiyatrocu ve de artistlerimiz zaman zaman ahlaki açıdan hiç uygun olmayacak sahnelerde rol alıyorlar. Bu role de kılıf olarak '' Sanat için her şey yapılır, biz sanatçıyız, her rolü yapmalıyız'' Bu kadar aptalca bir söz herhalde bizim ülkede vardır. Evli bir sanatçı diğer bir sanatçı ile film için, aynı yatakta rahatlıkla bulunabiliyor, dudak dudağa öpüşebiliyor. Hatta bu sınır erkek erkeğe, kadın kadına bile yapılmaya başlanıyor. Çok enteresan bu sınırı kim koyuyor. Yani sanat için daha  neler yapılabilir? Merak etmeyin bizim adımıza düşünen senaristler tabi ki var. Dizinin birinde oğlunun ameliyatı için, bir geceliğine patronu ile yatması gereken bir kadının dramı , diğerinde benle beraber olmazsan eşini öldüreceğiz diye bir kadına yapılan tehdit.. Film konuları çok acayip değil mi? En acayibi ise karar vermesi gereken bayanların durumunu halka mikrofon uzatılarak şeytanca gündeme getirilmesi.. Yoldaki namuslu bayana sorulan bu aşalayıcı soru var ya..Ya siz olsaydınız çocuğunuz için yaparmıydınız. Ya siz olsaydınız eşiniz için yaparmıydınız?  Ekran başındaki milyonlarca kadın bile istemeden acaba ben ne yapardım.. Evet bu toplumun namuslu bayanlarına neler izlettiriyorsunuz.. Bravo...